18 Mayıs 2012 Cuma

Özgüvensiz

Benim gibi hem görsel, hemde işitsel sanatlarda yer alan biriyseniz (yani üreticisiyseniz) ; üretmenin ne kadar zor olduğunu bilirsiniz. Çıldırtır, zamanınızı ve insanlar ile olan tüm sosyal iletişiminizi kısıtlar. Daha neler neler. Yinede başarı için bunların hepsine değer. Çünkü dünyada insanın sevdiği işte başarılı olması kadar iyi hissettiren nadir olgular vardır. Zaten bizde bunların çok azına ulaşabiliyoruz.

11 Mayıs 2012 Cuma

Şike hakaretleri.

Şike iddalarının sonuçlarının açıklandığı süreden beri devamlı Gs’lilerden çirkeflik ve çekememezlik görüp duruyorum. Öyle gülünç, öyle saçma duruyorsunuz ki. Ha tabii bu çekemez olanların hepsi Galatasaraylılar da değil.

Kardeşlerim, o çirkef ve yavşak ağızınızı açıp küfür, argo ve hakaretlerle sövmeyi çok iyi biliyorsunuz. Hemde erkeğiyle ve kadınıyla. Fakat hiçbir idda kanıtlanmamışken ve ardından da bu klup ve başkanı belgelerle yazılı olarak suçsuz bulunmuşken bile hakaret ettiğiniz enerjinizi artık kanıt göstermeye harcama vaktiniz geldi. Yediremiyorsunuz, onu biliyoruz. Fakat kendinizden bu kadar emin olarak ettğiniz küfürlere gösterebildiğiniz bir kanıt var mı? Orada mıydınız? Duydunuz mu Aziz Yıldırım’ın ” hakeme bildirin, 4 gol olsun bu maç ” dediğini? Yada Televizyonlarda hem görüntülü, hemde sesli, billur gibi sesler ile bunu dediğini duydunuz mu herhangi bir Fenerbahçe yöneticisinin? Zaten böyle birşey var olsa ve herkesce görünüyor olsa kim gelipte o kişiyi suçsuz ve temiz sayabilir? Başbakanın FB Kongre üyesi olmasını mı bahane edeceksiniz bu sefer? Bırakın, ortada kanıtı varsa adamı asarlar ipe. Bilirsiniz ki her koyun kendi bacağından asılır. Yani öyle bir durum olsa çoktan kaybetmiştik Aziz Yıldırım’ı ve o kişinin ayarladığı tüm maçlardaki onurumuzu. Ki aslında ister şike olsun, ister olmasın oradaki tüm futbolcuların maçı almak için akıttığı ter ortada. Acaba bir takım tüm maçlarının ayarlanmış olduğunu bilerek nasıl koca bir sezon o bilinç ve rahatlık ile oynayıp bitirir? Bu mümkün değildir.

Herneyse, Tv’lerin ne kaydettiğini biliyorum.

Trabzon uzak doğu dövüş sanatları ve holigan Ltd şirketinin saha içindeki ve dışındaki taraftarlarının  4 senedir aç bırakılmış hayvanlar gibi Fenerbahçe’nin oyuncularına ve tüm ekibine zarar vermek isteğini biliyorum. Ahlaksız ve çirkef başkanlarının da oyunculara devre arasında saldırdığını biliyorum. Bu psikolojik bunalımdaki başkan dışarıdayken Aziz Yıldırım’ın da içeride yattığını sizler de biliyorsunuz? Ekip özel otobüsünde Trabzon sokaklarında yol alırken otobüse saldırıp devamlı hakaret ettiğinide görmedik değil. Dahada sayamayacağım sevgili dostlar.

Taraftarından başkanına kadar kimin ~ Ahlaksız, çirkef, çekemez olan ve ruh hastası ” olduğu ortada. Tüm bunlara rağmen çizgisini bozmayan küfür ve hakaret ettikçe oluk oluk boşaldığınız Fenerbahçe Spor Klübüdür.

Galatasaray’lıların sözde şike olayına karşı olan yaklaşımı ilk günden beri zaten fırsatçılıktan başka bir çok şey. Lakin kendileri için tam bir fırsattı. Bir Fenerbahçeli olarak Gs spor klubü hakkında bu yazıda bir çok şey yazabilirim. Fakat ne gereği var? Amma ve lakin bir konuya değineceğim.

Sevgili gs’li kardeşlerim; o kadar yavşak ağızlı ve o kadar çekemezsiniz ki.. İdda’nın ilk gününden klüp ve başkanımızın suçsuz bulunduğu bu günlere kadar tonla hakaret ve aşşağılamaya yönelik sözleriniz oldu. Kendi gözlerim zaten buna şahit. Sonra noldu? Canınızdan sevdiğiniz Fatih hocanıza verilen cezayı elbetde ki ” yediremediniz “. Sonra’da hocamızın olmadığı yerde konuşmak bize düşmez dediniz, Federasyonun aldığı karara ayptır dediniz ve yavşak olduğunuz içinde yorgan altından kimler ceza almıyor diyerek Fenerbahçeli bir oyuncuya ( yani Emre’ye) gönderme yaptınız. Zaten yapmasanız şaşar idim sevgili Lejyoner'ler.

Şu an bu ve bununla birlikte bir çok hareketinizi teker teker sıralayıp beyninizi açmama gerek kaldığını düşünmüyorum. Gayet farkındasınız neyin ne olduğunu ve kendinizin ne olduğunuzun. Fakat halen ama ” HALEN ” bize sahtekar muammelesi yapıp zevkten boşalıyorken birde kanıt gösterin olur mu? Ciğerimin köşeleri. Çünkü sizin bu özgüveninize rağmen federasyon ve mahkemeler sizdeki o gizli kanıtları bulamamış.

Ağızınızla dışkılamayı çok iyi biliyor ama size ufak bir ceza verildiği zaman sinirlenip çevreye ayıp nağraları fışkırtıyorsunuz. Çok yavşak duruyorsunuz sevgili galatasaraylı kardeşlerim.

Federasyon ve Mahkemelerin suçsuz bulduğu kişi ve kuruluşları suçlamak size düşmez.

Öperler şekerler.

30 Mart 2012 Cuma

Sanırım ki aptalsın-ım.

Bayanların konuşmazlığına anlam veremiyorum. Bir de bunu en çok yapan kadınların olduğu yerdeyiz. Türkiye.

12 Mart 2012 Pazartesi

Kony 2012

Tumblr'da ilgili resimlere denk geldikten sonra Kony 2012'i araştırdım, YouTube'da ki videosuna girdim ve yarım saatimi o video'ya verdim. Hoş bi klip hazırlamışlar, güzel. Zaten böyle şeylerde de nedense hiçbir amatörlük olmaz. Neyse, biride video ilerine gönüllü olmuştur diyerek geçiştiriyorsun.

15 Şubat 2012 Çarşamba

A.C.T.A

Kişisel mahremiyet ve internet özgürlüğünüz için lütfen okuyun !

Kişinin internet üzerindeki ve muhtemelen zamanla bilgisayardaki hareketlerini teker teker ve adım adım gözetleyen ACTA anlaşma hakkında lütfen bilgi sahibi olun. Şu an ülkemizde yasa bakımından söz konusu olmayan ACTA yurtdışında bazı ülkelerde onaylanıp yürürlüğe geçirilmiştir. Hatta bunlardan Polonya ve Bulgaristan gelen tepkiler sonucu uygulamaya muhtemelen " şimdilik " son verdi. Anlamsız bir çok sebepten internet yasağı getirilen Türkiye'de ise bu kanunun yakın sürede çıkması sadece an meselesidir. Fakat uygulamanın Türkiye'de geçerli olmaması biz ve dünyanın geri kalanına kar sağlamamakta. Çünkü bugün çoğu popüler internet sitelerinin ve kaynak sağlayıcıların merkez ülkeleri bu yasayı kabul eden veya etme aşamasında olan ülkelerdir. Bu siteler üzerinde olan olası aktivitelerinizde bu yasa uyarınca izlenibilmektedir.

27 Ocak 2012 Cuma

Ruh çürümesi.

Bir yerden sonra yürüyen hastaya dönüşüyor insan. Yürüyen sürüngene.

Bir çok şeyi gerçekten genç yaşta anlayabilmek sizi şanslı mı yapar, canınızı mı acıtır? Ne kadar bilgi canınızı acıtır?

Kavramları gün ve gün çözmeye çalışırken dürüstlüğün ve ahlakından tazir vermemek seni yüceltir mi, yanlız mı bırakır? Yanlız kalmak yerine onlar gibi olmayı ister misin?

Köşelerde yer kapmaya çalışan insanların komik, eşşekçe çabalarını görüpte bunlara gülmek bir yerden sonra sıkar mı? Yeterince sıkıldıktan sonra boşluğa düşüyor musun?

Yine de bir köşe kapıyorlar. Siktir lan diyorsun.

Bilgeliğe sahip olmak, hakikatâ tabii olmak mükemmel bir şey. Fakat fark ettiğin ironilerle baş edemiyorsun.

Ben;

Kendi savaşımda sabrın tükendiği yerdeyim.

İş değişir, işler değişir.

İnsana bu kadar dert olan çok his yoktur herhalde.

Kim hoşlanıyor ki aslında o aşk sözleriyle oluşan hikâyelerinizden? İnsanın hoşuna giden sadece kurduğu empati olmasın.

Hepside aynı yazıyor derdini. Milletin zor bela anlayacağı kendine has mecazlarla, sözlerle dolduruyorlar. Hatta yazarken milletin anlamasını değil de sadece görüp okumalarını önemsiyorlar. Galiba. Sizden ve size benzeyenlerden tiksiniyorum.

Sonra siz mantıktan bahsettiğinizde sizi garipserler ama onun nedeni bazıları için ulaşılabilir olmanız. Birkaç şey daha belki.

Fakat aynı mantık ve güzellikteki hikayeniz perde arkasından verilirse iş değişir, işler değişir.